top of page
Kanunların Gözden Geçirilmesi

MAKALELER

YABANCI PARA ALACAKLARINDA ALACAKLININ SEÇİMLİK HAKLARI


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

2018/4145 E. ,

2020/1212 K.


"ÖZET: Yabancı para alacaklısı bu alacağını; Türk parası karşılığı olarak ya da fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk parasına çevrilerek ödemesini talep edebilir.

Bu noktada alacaklının seçim hakkı bulunmaktadır.

Bu seçim hakkını kullanan alacaklı kararından dönemez.

Bu nedenle alacağın Türk parası olarak tahsili talep edildikten sonra davanın ilerdeki aşamalarında ıslah yoluyla borcun yabancı para olarak ödenmesi talep edilemez.

Yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılması mümkün değildir."



"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19/10/2017 tarih ve 2015/49-2017/561 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 11/02/2020 günü hazır bulunan davacılardan asil ... Rene Henri Boısvıeux ve davacı şirket vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:


Asıl davada davacılar vekili, müvekkili ...Rene Henri Boisvieux'un Türkiye'deki oturma iznini uzatamaması üzerine kendisini avukat olarak tanıtan davalının çalışma izni alabileceğini, ancak karşılığında davacı şirketin %8 hissesinin kendisine devri ile yüksek maaşla müdür atanmasını istediğini, sınırdışı edilme riski karşılığında müvekkilinin bu teklifi kabul ederek davacı şirketin müvekkili ...Rene Henri Boisvieux'a ait %8 hissesini devredip aylık 1.500 USD maaşla davalının müdür yapıldığını, hisse devir bedeli alınmadığını, müvekkilinin çalışma iznini uzatmadığı gibi avukat olmadığı anlaşılan davalının müvekkilinden sürekli para istediğini, uzun zamandır polis ve savcılık takibindeki davalının dolandırıcılık suçundan tutuklandığını, çalışma iznini uzatma başvurusunu yapmadığı halde başvurmuş gibi evraklar sunduğunu, tanıdığı vergi denetmenlerini kullanarak müvekkilini denetleme ve ekonomik geleceğini öldürme tehditlerinde bulunduğunu, yalan beyanlarla çıkar sağladığını, şirketi karalayıcı dilekçeleri ilgili merciilere sunduğunu, şirketten haksız yere danışmanlık ücreti, maaş, vermediği hizmetler için ücret, kâr payı aldığını, böylece davacı şirketin 160.980,15 TL'sini uhdesine geçerdiğini ileri sürerek davalıya geçen %8 hissenin devrinin iptalini, aksi takdirde davalının bila bedel şirket ortaklığından çıkarılmasını, şimdilik 160.980,15 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.


Davalı- karşı davacı vekili, müvekkilinin davacılara hiçbir borcunun bulunmadığını, ortaklıktan çıkarma şartlarının oluşmadığını, hangi alacak kaleminin kimin için istendiğinin anlaşılamadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında, kararlaştırılan aylık ücret, muhtelif yıllara ait kâr payı, KDV iadesi, karşı davalı ...Rene Henri Boisvieux'un şirket hesabından arkadaşına ödediği tutar, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermaye karşılığı, tasfiye halinde şirket malvarlığı için karşı davacı hissesine tekabül eden tutarların karşılığı olmak üzere şimdilik 209.400.- TL ile 100.000.- TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Karşı davacı vekili, yargılama aşamalarında ortaklık tasfiye payı isteminden feragat etmiş, 30.03.2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile de müdürlük ücreti yönünden taleplerini arttırarak toplamda müdürlük ücreti yönünden 129.750.- USD'nin tahsilini istemiştir.


Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi hakim ortak sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik taahhütleri nedeniyle şirket hisselerini bedelsiz olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, hile iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebebin oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasına yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr payının, ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr payı dağıtılmadığı, kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket pay defterlerinin iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin feragat nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.


1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, hisse devrinin iptali, davalının ortaklıktan çıkarılması, karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, tasfiye payının ödenmesi istemlerine ilişkindir. Karşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken ıslaha itibar edilerek kısmen kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.


2- Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500.- USD'den toplam 18.000.- USD karşılığı 27.000 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesi de yerinde olmamıştır.


3- Karşı davacı, karşı dava dilekçesinde her iki davalıya karşı husumet yöneltmiş olup mahkemece, karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin infazda tereddüde sebep olacak şekilde hüküm altına alınan tutarların “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmesi de yerinde olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.


4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında şirketin tasfiyesi halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, tasfiye yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan ıslah geçerli olmadığı halde tasfiye payı belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin ispat külfetinin karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten ortaklıktan çıkarılması kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmasını gerektirmiştir.


5- Bozma sebep ve şekline göre davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.


SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle davacı- karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalılar yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Bu konuda tecrübeli olan avukatlarımızdan hukuki danışmalık alabilir, sorularınız ve detaylı bilgi için bize telefon, whatsapp, mail ve diğer iletişim kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.

3.523 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page