top of page
Kanunların Gözden Geçirilmesi

MAKALELER

İŞ KAZASINDA ÜÇÜNCÜ KİŞİ KUSURU FAİZ BAŞLANGICI


YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

2019/5995 E.

2019/10420 K.


ÖZET: İşverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Ayrıca, rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihidir. Mahkemece hak sahibi babaya yapılan fiili ödeme miktarına gelir bağlama onay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.


2) Davacı Kurum, 07.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Yasa'nın 21. maddesi uyarınca davalılardan tahsilini talep etmiştir.


Mahkemece, davalılardan ... hakkında davanın reddine , işveren ... Elektrik Dağıtım A.Ş.' nin % 30 (bu kusur içinde kesinleşen ceza davasında kusurlu bulunan Akedaş eğitim sorumlusu ... %1, Akedaş malzeme sorumlusu ... %1 ve Akedaş başteknisyeni davalı ... %5 ), ... İnşaat ... İnşaat İş Ortaklığı' nın % 50 (bu kusur içinde iş ortaklığı şantiye şefi davalı ... %10, iş ortaklığı mühendisi davalı ... %5), sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.


Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere 21/1. madde işverenin, 21/4. madde üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup bu maddelere göre açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunmaktadır.


İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalı, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir.


Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 50. ve 51. maddeleri (6098 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine (6098 sayılı Kanun'un 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenden istenebilecek gerçek zararı aşmayan gelirin ilk peşin sermaye değerinin müteselsil sorumluların toplam kusuruna düşeninden işveren, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının müteselsil sorumluların toplam kusuruna karşılık gelen tutarından da üçüncü kişi sorumlu tutulmalıdır.


Daha açık anlatımla, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.


İş kazası nedeniyle yapılan masraf ve ödemeler yönünden işveren ve üçüncü kişinin sorumluluğu ise toplam kusur oranı esas alınarak müteselsilendir.


Yukarıdaki yasal düzenleme ve ilkeler ışığında, somut olay değerlendirildiğinde: Mahkemece, işveren ... Elektrik Dağıtım A.Ş.' nin %30 (bu kusur içinde kesinleşen ceza davasında kusurlu bulunan şirket çalışanlarının %7 ), ... İnşaat ... İnşaat İş Ortaklığı' nın % 50 (bu kusur içinde iş ortaklığı çalışanları %15 ), sigortalının % 20 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi 1. ve 4. fıkralarına göre yapılan hesaplamada Kurum zararından işverenin %51,5 oranında, üçüncü kişilerin % 40 oranında sorumlu olduğuna dair tespit yerindedir.


Ancak, Kurum zararı dava açıldığı tarihte (hak sahiplerinden anneye bağlanan 71.357,84 TL., babaya bağlanan 64.237,50 TL ilk peşin sermaye değerli gelir toplamı ) 135.595,34 TL iken, yargılama devam ederken hak sahiplerinden babanın gelirden çıkması nedeni ile hak sahibi babaya bağlanan gelirin 15.02.2009-26.06.2011 tarihleri arasında ödenen 8.042,19 TL fiili ödemeye dönüşmesi nedeni ile toplam Kurum zararının 79.400,03 TL olduğu gözetildiğinde;


Anılan ilkeler doğrultusunda, hak sahiplerinden anneye bağlanan peşin sermaye değerli gelir yönünden işverenin sorumluluğu (71.357,84x%51,5=) 36.749,28 TL, üçüncü kişilerin müteselsil sorumluluğu (71.357,84 x%40=) 28.543,13 TL ve hak sahibi babaya ödenen fiili ödeme yönünden tüm davalıların müteselsil sorumluluğu (8.024,19x%80=) 6.433,75 TL olup, toplam 42.867,03 TL Kurum zararının hüküm altına alınması gerekmektedir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde aza hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


Ayrıca, rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihidir. Mahkemece hak sahibi babaya yapılan fiili ödeme miktarına gelir bağlama onay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesindeki atıf gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.


SONUÇ: Hüküm fıkrasının tamamen silinerek, yerine;

"Davanın Kısmen Kabulü İle;


1- Davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, 2- 42.867,03 TL Kurum zararının;


a) 36.749,28 TL gelirin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... hariç davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ... AŞ' nin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu tutarın 28.543,13 TL ile sınırlı olduğunun tespitine)


b) 6.433,75 TL fiili ödemenin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... hariç müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,


2- Alınması gereken 2.928.24 TL karar ve ilam harcının ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine (Davalı ... AŞ' nin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu tutarın 2.389,27 TL ile sınırlı olduğunun tespitine),


3- Davacı Kurum tarafından yapılan tebligat giderleri: 150,00.-TL, müzekkere giderleri: 32,00 TL, tanık dinleme talimat gideri: 18,60 TL, bilirkişi ücretleri, dosya gidiş dönüş posta ve havale giderleri: 1.092,15 TL olmak üzere toplam 1.292,75 TL yargılama giderinin kısmen kabul durumuna göre 510, 72 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ... AŞ' nin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu tutarın 416,72 TL ile sınırlı olduğunun tespitine), kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,


4- Davalılar ... İnşaat Ltd. Şti., ... İnş. Tic. Ltd. Şti., ... , ve ... vekili tarafından yapılan tebligat giderleri: 25,00 TL, bilirkişi ücretleri, dosya gidiş dönüş posta ve havale giderleri: 666,00 TL olmak üzere toplam 691,00 TL yargılama giderinin davanın kısmen red durumuna göre 402,88 TL'nin davacı Kurumdan alınarak davalılar ... İnşaat Ltd. Şti., ... İnş. Tic. Ltd. Şti., ... ve ...'a verilmesine, kalanın davalılar ... İnşaat Ltd. Şti., ... İnş. Tic. Ltd. Şti., ... , ve ... üzerinde bırakılmasına,


5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 5.065,37 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine. (Davalı ...Ş.'nin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu tutarın 4.197,22 TL ile sınırlı olduğunun tespitine)


6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 7.570,18 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... İnşaat Ltd. Şti. ve ... dışındaki davalılara verilmesine,


7- Davalı ... hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddi nedeni ile A.A.Ü.T. gereğince 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacı Kurumdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ... İnşaat ... İnşaat İş Ortaklığı, ..., ..., ... İnşaat Ltd. Şti. ve ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'den alınmasına, 26.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Yalçıner & Erol Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak İş Hukuku alanında Türkiye'nin her yerinde müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız. Bu konuda tecrübeli olan avukatlarımızdan hukuki danışmalık alabilir, sorularınız ve detaylı bilgi için bize telefon, whatsapp, e-posta ve diğer iletişim kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.

390 görüntüleme0 yorum
bottom of page