top of page
Kanunların Gözden Geçirilmesi

MAKALELER

İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI VE ŞARTLARI




GENEL OLARAK


Yalçıner & Erol Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak son müvekkillerimizden sıklıkla duyduğumuz sorulardan birisi de kiracının ihtiyaç nedeniyle tahliye edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Bu yazımızda ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının ne olduğunu ve şartlarının neler olduğu hakkında bilgi vereceğiz.


Ancak öncelikle belirtmek isteriz ki kiraya veren ve kiracı arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen kira hukuku çok geniş kapsamlı bir alan olup bir çok teknik konuyu içermektedir. Bu sebeple dava açmadan önce kira hukukunda tecrübeli olan bir avukattan hukuki danışmalık almak veyahut süreci kira hukukunda tecrübeli bir avukat ile sürdürmek hak kaybına uğramamanız adına oldukça önemlidir.


İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI


Kiraya veren ile kiracı arasındaki kira ilişkisini sona erdiren sebepler Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenmiş olup bu sebeplerden birisi de ihtiyaç nedeniyle tahliye davasıdır.


İhtiyaç nedeniyle tahliye davası Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:


"Kiraya veren, kira sözleşmesini;

Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir."


İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASININ ŞARTLARI


-Kiraya verenin, kendisinin, eşinin, alt soyunun, üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin kiralananı konut veya işyeri olarak kullanma ihtiyacının olması,


-Kiralananın konut veya işyeri olarak kullanma ihtiyacının gerçek, zorunlu ve samimi olması,


-Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde dava açılması.


YENİ MALİKİN İHTİYAÇ NEDENİYLE DAVA AÇMASI


Türk Borçlar Kanununda yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açma hakkı 351. maddede ayrıca düzenlenmiş olup madde metni aşağıdaki gibidir:


"Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.


Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. "


YARGITAY KARARLARINA GÖRE KİRALAYANIN KONUT İHTİYACININ OLDUĞU KABUL EDİLDİĞİ BAZI HALLER


*Kiralayanın kirada veya bir yakını ile birlikte yakınına ait evde oturması,


*Kendi konutunda oturmakta olan kiralayanın haklı sebeplerle (sağlık durumunun kiraya verdiği konuta taşınmasını gerektirmesi, kiralayanın oturduğu yerin alan itibariyle konut ihtiyacını karşılamaması vb.) kiralananda oturmak istemesi ,


*Kiralananın ekonomik açıdan daha elverişli olması ,(yakıt ve genel gider açısından daha az masraflı olması


*Evlenmek üzere olma nedeniyle kiralananda oturmak istenmesi,


*Kiralananın işyerine ve çocuklarının okuluna yakın olması sebebiyle kiralananda oturmak istenmesi vb.


İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME


İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olup yetkili mahkeme de taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.


İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASINA İLİLKİN BİLİNMESİ GEREKEN DİĞER HUSUSLAR


*Kiralananın konut veya işyeri olarak kullanma ihtiyacının gerçek, zorunlu ve samimi olduğu hukuka uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Zira hukukun genel ilkeleri gereğince iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir.


*Kanun gereğince bakmakla yükümlü olunan diğer kişilerin kimleri kapsadığı hususu Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesine göre belirlenecek olup bu halde kiraya verenin bakmakla yükümlü olduğu kardeşleri ve nafaka vermekle yükümlü olduğu altsoy, üst soyu bu kapsamdadır.


*İhtiyaç nedeniyle tahliye davasını taşınmazın maliki açabileceği gibi intifa hakkı sahibi ve kiralananı alt kiraya veren kiracı da ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açma hakkına sahiptir.


SONUÇ OLARAK


Yukarıda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası hakkında genel hatlarıyla bilgiler verdik . Ancak her hukuki uyuşmazlıkta olduğu gibi kiracı ve kiraya veren ilişkilerinde de her somut olay kendine özgü özellikler barındırmakta ve hukuki olarak da daha detaylı bilgi gerektirmektedir.


Ayrıca ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için dava şartlarının tamamı gerçekleşmiş olmalı ve ihtiyacın gerçek, zorunlu ve samimi olduğunun ispatlanabilmesi için hukuka uygun bütün delillerin toplanması ve belirlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde dava şartı gerçekleşmemiş olması sebebiyle dava red edilecektir.


Yine dava açılırken kanunda ön görülen sürelere riayet edilmesi gerekmekte, her somut olaya göre hukuki uyuşmazlık detaylı bir şekilde kanun maddelerine ve yargısal içtihatlara atıp yapılarak hukuki bir dil ile dilekçede açıklanmalıdır. Aksi takdirde yine davanın reddi söz konusu olacaktır. Bu durumda da zaten ihtiyacı gerçek ve zorunlu olduğu için mağdur olan kiraya verenin mağduriyeti daha da artacak, karşı taraf kendini vekil ile temsil ediyor ise bir de karşı tarafa mahkemenin hükmettiği avukatlık ücretini ödemek zorunda kalacaktır.


Belirttiğimiz sebeplerle dava açılmadan önce kira hukukunda tecrübeli bir avukattan danışmanlık alınması veyahut davanın tecrübeli bir avukat ile takip edilmesi hak kaybını önlemek adına önem arz etmektedir.


Bu konuda tecrübeli olan avukatlarımızdan hukuki danışmalık alabilir, sorularınız ve detaylı bilgi için bize telefon, whatsapp, mail ve diğer iletişim kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.



İLGİLİ YARGITAY KARARLARI



"Davacı vekili dava dilekçesinde taşınmazı 09.07.2013 tarihinde iktisap ettiğini önceki malik ile davalı arasında 01.10.2012 başlangıç tarihli bir yıl süreli sözleşme bulunduğunu, taşınmaza, ihtiyacı bulunduğunu ve sözleşmeyi yenilemeyeceklerini ihtarla bildirdiklerini, kendisi ve eşinin İstanbul da çalıştıklarını 3 çocuklarının bulunduğunu, İstanbul’un çalışma stresinden kurtulmak ve çocuklarının dinlenmeleri için hafta sonları ve yaz aylarında yaşamak için taşınmazı satın aldıklarını, zaten kiralananın davalı tarafından da yazlık olarak kiralandığını belirterek kiralananın tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili ise davacının davasında samimi olmadığını,davacının taşınmazı kredi ile satın aldığı için kış döneminde de öğrencilere aylık 1.000 TL den kiraya vereceğini ifade ettiğini, ihtarın bir aylık sürede tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.10.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kira sözleşmesine dayanarak iktisap ve ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesini istemiştir. Davanın TBK. 350/1.maddesi hükmüne göre eski malikle yapılan kira sözleşmesine göre süresinde açıldığının kabulü gerekir TBK, kiraya verene kiralananı kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut ihtiyacı için tahliye isteme hakkı tanımıştır. Yasada öngörülen ihtiyaç devamlılık arz eden bir ihtiyaç olup, geçici ihtiyaç tahliye nedeni olarak kabul edilmemiştir. Ancak uygulamada yazlık ihtiyacı yaşam biçimi olarak sürekli konut ihtiyacının bir devamı olarak nitelendirilmiştir. Bu ilkeden hareketle davacı yazlık ihtiyacına yönelik delillerinin ibraz etmiş bu konuda tanıklar dinlenmiştir. Dinlenilen davalı tanıkları davacının iddiasını doğrular mahiyettedir. Öte yandan tahliye davasında kiralananın muvazaalı iktisap edildiğine ilişkin savunmaya itibar edilemez. Açıklanan bu nedenlerle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2014/13336 Esas, 2015/39 Karar, 12.01.2015 tarihli kararı "


“Davada dayanılan ve hükme esas alınan iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dinlenen davacı tanıkları davacının ihtiyacının samimi olduğunu doğrulamış, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da dava konusu işyerinde perakende ticaret (bakkal gibi) bir yer açılabileceğinin uygun olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan deliller itibariyle ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davalıların kiralanandan tahliyelerine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/4036 Esas, 2017/10412 Karar, 19.06.2017 tarihli kararı)


"Dava, iktisap ve mesken ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazı satın aldığını ve taşınmaza mesken olarak ihtiyacı bulunduğunu belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Yargılama aşamasında da davalının kiracı olduğundan söz edilmemiş, önceki malik davalının annesi olan Solmaz Çelikkaya'nın kiracısı olduğuna ilişkin de yazılı ya da sözlü kira ilişkisinin varlığından bahis olunmamıştır. Davacı cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında taşınmazın önceki malikinin annesi olduğunu kendisini evden çıkartmak için satışın muvazaalı olarak yapıldığını, davanın reddini savunmuş, kiracılık ilişkisini kabul etmemiştir. Mahkemece ihtiyaç iddiası ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351.maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir.

6098 Sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi uyarınca ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak davalarda dava hakkı kural olarak kiraya verene aittir. Ancak kiraya veren durumunda olmayan malikin de bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de sağlanabilir. Elbirliği mülkiyetinde, ortakların davaya katılmaları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.

Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği TBK.’nun 350. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir.

Somut olayda; Davacı 31/08/2012 tarihinde davalının annesinden, 1601/23160 pay satınalmıştır. Satışa konu taşınmaz 193,36 m2 yüzölçümlü, arsa nitelikli bir taşınmaz olup paylı mülkiyete konudur. Davacı paydaş dışında altı ayrı paydaş daha bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak, davacının tek başına dava açma hakkının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Ayrıca dosyada mevcut 11/05/2012 tarihli Kaymakamlık kararından, önceki malik ve davalının annesi olan Solmaz Çelikkaya'nın davalının kendisinden habersiz ve rızası olmadan dairesini işgal ettiği iddiası ile müşteki olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle yeni iktisaba dayanan davada davacının ancak davaya konu meskende kiracı sıfatıyla bulunan kişi hakkında tahliye isteme hakkı bulunduğundan mahkemece öncelikle bu husus üzerinde de durularak davacıya, davalının kiracı olduğunu ispat yönünde mehil verilmelidir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2014/7730 Esas, 2014/9613 Karar, 11.09.2014 Tarihli Kararı)


“Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece öncelikle, davacı tarafa kira sözleşmesinin başlangıç tarihini (yılını) ve süresini kanıtlamak üzere imkan tanınmalı, uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması ondan sonra işin esasına ilişkin karar verilmesi gerekirken davanın süresinde açılıp açılmadığı tam olarak çözüme kavuşturulmadan esasa ilişkin bir karar verilmesi doğru değildir.”(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/4706 Esas, 2016/1492 Karar ve 01.03.2016 tarihli kararı)



"TBK 350/2 maddesine dayanılarak açılan davalarda tahliye kararı verilebilmesi için yapılmak istenilen tamirat tadilat ve genişletmenin imar amaçlı ve esaslı surette olması ve bu ameliyenin yapılması sırasında kiralananda oturmanın mümkün olmadığının fennen tesbit edilmiş olması, tamirat tadilat ve genişletme ile ilgili projenin yetkili makamlarca onanması ve uygulama kabiliyetinin bulunması gerekir.İbraz edilen projeye göre mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu sunulan rapor ve ek rapora göre "projeye göre duvarların alçı yapılması, tavanın ahşap döşeme ile kaplanması sırasında işyerindeki eşyaların bir tarafa toplanmasının mümkün olmadığı, tadilat esnasında tahliyesinin uygun olacağı" bildirilmiş ise de yapılan keşif ve mahallinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre kiralananda yapılacak boya badana ve parke döşeme işinin basit tadilat olduğu imar amaçlı esaslı bir tadilat olmadığı anlaşıldığından yeniden inşa ve esaslı tamir ve tadilat nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilmesi doğru değildir. Öte yandan davacı vekili dava dilekçesinde ikinci talep olarak kiralananda turizm ofisi yapılması için belediyenin bu taşınmaza ihtiyacı olduğunu bu yerin kamu yararına kullanılmasının planlandığını belirterek ihtiyaç nedeni ile tahliye talep etmiş ve dava dilekçesi ekinde delillerini bildirmiştir.Bu nedenle mahkemece dava konusu yerin kamu yararına tahsis edilmesi için encümen kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, ihtiyaca ilişkin taraf delillerinin toplanması tanık ismi bildirilmiş ise dinlenilmesi ve varılacak sonuca göre iş yeri ihtiyacı nedeniyle tahliye konusunda bir karar verilmesi gerekirken taraf delilleri toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2015/2565 Esas, 2016/25 Karar, 18.01.2016 Tarihli Kararı)



“Mahkemece mahallinde dava konusu yer ile halen ikamet edilen yerin mukayeseli keşfi yapılarak üstünlük vasıflarının araştırılması halen oturulan yerin ilçe merkezine uzaklığı ve gelişmişlik durumu üzerinde durulması bu konuda uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınması, dava konusu yerin üstünlük vasfı belirlendiğinden davacıya halen ikamet ettiği TOKİ evlerindeki yerin kiracı davalıya oturması için teklif edip etmeyeceği sorulması ve sonucuna göre ihtiyacın samimi olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2015/6641 Esas, 2015/9220 Karar, 02.11.2015 Tarihli Kararı )


"Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği 6098 Sayılı HMK.nun 350.maddesinde sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiralayan, kendisinin, eşinin, altsoyu, üstsoyu veya Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.

Olayımıza gelince; davacının kızının Keban ilçesinde öğretmenlik yaptığı ve lojmanda kaldığı, oğlunun ise ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doktor olup halen kirada oturmakta olduğu hususları dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece her ne kadar davacının çocuklarından öğretmen olanın lojmanda kaldığı, doktor olanın ise kirada olmakla birlikte tahliye tehdidi altında olduğuna dair dosyada delil olmadığı, her iki çocuğunda memur olması sebebiyle ...da ikametlerinin geçici olabileceği, ayrıca sosyal ve ekonomik durumlarının da nazara alınarak ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterli olup, ayrıca tahliye tehdidi altında bulunması gerekmemektedir. Davacının, özellikle doktor olan oğlunun ...merkezde kirada oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2013/2188 Esas, 2013/4985 Karar, 21.02.2013 Tarihli Kararı)



“Davacının halen oturduğu ve eşi adına kayıtlı olan taşınmaz hakkında 6306 sayılı yasa kapsamında yıkım kararı alınmış olduğu, davacı tanıklarının anlatımından ise davacının eşyalarını bir depoya bıraktığı ve ...' da bulunan 1+1 yazlık eve geçici olarak taşındıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu nedenle davanın kabulü ile davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesini, 2018/1057 Esas, 2018/1859 Karar ve 01.03.2018 tarihli kararı)


"Davacı, ihtarnamede kendi ihtiyacı için büro, dava dilekçesinde stajyer avukat oğlunun avukatlık bürosu olarak kullanacağından bahisle kiralananın tahliyesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece ihtiyaç iddiasının samimi olmadığı ve davacının oğlunun askerlik hizmetini yerine getirmek üzere kıtasına teslim olduğu beyan edildiğinden henüz ortaya çıkmamış bir ihtiyaç için davanın açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Kiralayanın ihtarnamede taşınmazı kendi ihtiyacında kullanmak istediğini, daha sonrasında ise dava dilekçesinde oğlunun ihtiyacına dayanarak tahliye istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının ihtiyaç sahibi oğlunun kısa dönem askere gittiğinin bildirilmesine göre bu hususun mahkemece araştırılarak ihtiyaç iddiasının değerlendirilmesi gerekirken uzun sürede askerlik hizmetine uygulanan daire içtihadının olaya uygulanması doğru görülmemiştir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2015/1904 Esas, 2015/2175 Karar, 04.03.2015 Tarihli Kararı)


Sorularınız ve detaylı bilgi için bize telefon, whatsapp, mail ve diğer iletişim kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.






9.999 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page