top of page
Kanunların Gözden Geçirilmesi

MAKALELER

DEVRE MÜLK SÖZLEŞMELERİNDEN DOĞAN DAVALARDA GÖREVLİ MAHKEME




Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

2019/1192 E. ,

2019/9669 K.


"ÖZET: Devre mülk sözleşmesinden doğan davaya Tüketici Mahkemesinde bakılmalıdır."


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR

Davacı,...Köyü, ... Mevkii, 4 pafta, 1 parsel'de kayıtlı taşınmazın hem maliki hem de işletmecisi olduğunu, ...'ta bulunan C 121 numaralı villanın kullanma hakkının 26/07/1994 tarihli sözleşme ile davalı ...'e devredildiğini, ...'in bu sözleşme ile ilgili olarak başkasına devretmeyeceği ve şirketten bu konuda yazılı izin alacağına ilişkin aynı tarihte bir taahhütname imzaladığını, kullanma hakkı sahibi olan ...'in 2003 yılında şirkete bilgi vermeden yazılı izin almadan kullanma hakkını diğer davalı ...'e devrettiğini, sözleşmenin teminatı olarak kendisine verilen arsa hisseli tapusunu da davalı ...'e sattığını, davalının 2003 yılından beri şirket ile sözleşme yapmadığı gibi 2007 yılından beri de yıllık bakım onarım gideri bedellerini önce eksik ödediğini, 2010 ve 2011 için hiç ödeme yapmadığını, 2007-2008-2009 yıllarında 500'er TL ödeme yaptığını bakiye kalan kısmı ödemediğini, 2010 yılı için 1.500,00-TL ve 2011 yılı için 1.600,00TL'yi ise hiç ödemediğini, toplam bakım onarım gideri bedeli alacaklarının 4.600,00-TL olduğunu, davalı ... ile davalı ...'in birikmiş bakım-onarım gider bedeli alacaklarının gecikme faizi ile birlikte ödenmesine, davalı ...'in ... içerisinde bulunan C 121 numaralı villayı tahliye etmesine, dava sonuçlanana kadar villanın kilit altına alınması yönünde tedbir konulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.


Davalı, davanın reddini dilemiştir.


Mahkemece, ödenmeyen bakım aidat bedellerine ilişkin talep tefrik edilerek açılan davanın reddine ilişkin verilen hüküm; davacı, tarafından temyiz edilmiştir.


1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasaların da tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.


Somut uyuşmazlık taraflar arasındaki devre mülk konu taşınmazın kullanılmasından kaynaklanmakta olup 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanunun 3/c maddesi uyarınca konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Kanun kapsamında olduğundan bu sözleşme ilişkisinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.


4077 sayılı Yasanın 23. maddesinde bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


Kabule göre de, davalılardan ...’in karar başlığında yer almadığı ve onu hakkında açılan davanın tefrik edilip edilmediği kararda net şekilde anlaşılamadığı dikkate alınarak bu husus eleştiri konusu yapılmıştır.


2-Bozma nedenine göre, davacının temyiz sair itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.


SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Bu konuda tecrübeli olan avukatlarımızdan hukuki danışmalık alabilir, sorularınız ve detaylı bilgi için bize telefon, whatsapp, mail ve diğer iletişim kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.

389 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page